Doğru düzgün sırayla okumak için bölümler

1 2 3 4 5 5,5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18

Tuesday, July 14, 2009

WW - chapter VI

EXPECT THE UNEXPECTED

"Bu mu yani?" dedi Weo. Sandalyeye oturmuş ileri geri sallanıyordu "Burda 3 5 adam Smith'e karşı mı koyuyorsunuz?"
"Tabi ki hayır" dedi Trinity. Ocağın başında menemenle ilgileniyordu "Dostlarımız Zion'da. Biz de bu toplulukta bir bölüğüz ve Morpheus da kumandanımız"
"Doğru. Burada daha fazla insanı kurtarmaya ve birliğimize katmaya çalışıyoruz." dedi Morphy. "Çoğunluğumuz ise Zion'da güvendeler"
"Zion mu?"
"Evet" dedi Trinity "Aslında güvende olabileceğimiz tek yer de denebilir. Çok eski bir kale, Godric Gryffindor yaptırmış zamanında"
"O kim be" diye mırıldandı Weo. Morphy devam etti "Eski şövalyelerden biri. Zion'u 4 şövalye birlikte kurmuşlar, Slytherin, Hufflepuff ve Ravenclaw. Dostlarımız orada güvendeler, çünkü Smith Zion'a girmeyi başaramayacağını biliyor, o sentinel ordusuyla yapamaz bunu, kale çok sağlam ve aşılmazdır."

"Tabi şu zayıf nokta meselesini saymazsak.." dedi Cypher, artist artist. Morphy ona ters bir bakış attı ve hafifçe konuştu, "Evet, kalenin zayıf bir noktası olduğu iddiası var tabi de.."
"Bunu ancak kumandanlar bilebilir" diye kesti Cypher, gözleri pis kısılmıştı, baya evildı, "Yani sen, Morpheus, öyle değilmi?"
"Vay be" atladı Weo, "demek biliyorsun. Ee neymiş bu şey?"
Morphy dönüp uzaklaştı, "Bazı şeyleri herkes bilmemeli" dedi, "konu kapanmıştır. Yemeği yiyelim"
"Lan Morphy" diye fırladı Weo, "Söyle şunu arıza çıkartma.."

Güm.

Kapı kırılarak açıldı. İçeri gaz bombaları atıldı. Morphy "Hemen arka kapıya!" diye bağırarak koştu. İçeri giren SWAT ekipleri ateş açtılar. Ortalık manyak oldu. Weo hemen üstüne gelen mermilerden sıyrıldı "Siz gidin, ben tutarım onları!" diye bağırdı.
Morphy "Hayır" diyerek geri dönmek istedi ama Cypher onu çekip götürdü. Ekip dumanlar arasında kayboldu. Weo ortada duruyordu. Silahlar ona doğrultulmuştu. SWATların arasından takım elbisesiyle bir ajan çıktı, bu Smith değil, ortaklarından biriydi. Weo'yla karşı karşıya durdular. Yumruklarını sıktı. Kütlemeler duyuldu.
Weo derin bir nefes aldı, kollarını bacaklarını sağa sola rahatça sallandırdı, "Evet çocuklar" dedi "Yalnız kaldığımıza göre parti başlayabilir değil mi?"

-O sırada, karargahın arkasındaki büyük lağımda...-

Ekip hızla koşuyordu. Morphy nefes nefese "Nasıl buldular bizi!" diye bağırıyordu, "Nasıl!"
"Kaptan, böyle nereye gidiyoruz!" diye bağırdı Trinity "Bu koca lağım nereye gider böyle!"
"Çıkışı biliyorum" dedi Morphy, "Az kaldı, şu ilerideki köprüyü geçtik mi tamamdır"
Sağdan soldan gürültüler duyuldu, böcek ve metal sesi karışımı gürültü yankılar yaparak yükseldi. Morphy dehşet içinde "Sentineller" dedi, "O köprüyü geçmeliyiz başka şansımız yok. Koşun!"

Koştular. Gürültü arkalarından yükselerek yaklaşıyordu. Sonunda köprüye ulaştıklarında arkalarında metalik böcekleri görebiliyorlardı. Morphy köprüye baktı ve "Khazad-dum.." diye mırıldandı. Bu ince köprünün altındaki uçurum dipsiz olmalıydı. "Hadi" dedi Morpheus ve ekibi geçirdi. Tam kendisi de geçiyordu ki Cypher'ın arkasında kaldığını farketti. O geçmemişti, ayrıca elinde bir silah tutuyordu. Namlusu Morpheus'a doğrulmuştu.
"Cypher!" diye bağırdı "Sen ne yap.."
"Burdan çıkıp kurtulsan ne yapacaksın Morpheus?" dedi Cypher. "Açlıktan ölürsün herhalde. Elinde bir şey yok. Gerçi ne zaman oldu ki.."
"Dönüp gitmekte serbestsin Cypher" dedi Morpheus "Senin gibi birinin düşmanım olmasını tercih ederim"
"Gideceğim evet" dedi Cypher gülerek "Ama sen de benimle geliyorsun. Zion'un zayıf noktası, Morpheus, onu takım elbiseye söyle de bari ben kurtulayım" Köprüye adımını attı.
Morphy elini cebine attı ve kumandasını çıkarttı "You shall not pass!" dedi. Cypher güldü. Bir adım daha yaklaştı. Morphy tam zamanında kumandanın tuşuna bastı. Cypher'ın bastığı kısmın altındaki bombalar patladı ve taşlar parçalanarak Cypher'la beraber dipsiz uçuruma düştüler.
Morphy kumandasına bakarak güldü "2 yıl önce koymuştum onları" dedi, "Mükemmel şekilde işe yara...."
Ayağının altındaki taş parçası koptu ve Morphy dengesini kaybetti. Son anda elleriyle tutundu köprüye. Asılı kalmıştı.
Ekibin gerisi ileride duruyorlardı. Morphy son bir çabayla "Run, you fools" diye bağırdı. Ekip dönüp hızla uzaklaştı. Morphy bağırmaya devam etti "Hayır ne gidiyorsunuz lan gelin kurtarın beni!"

Gitmişlerdi. Bari biri dönüp "Noo!" diye çığlık atsaydı. Gücü tükenen Morphy bırakıyordu kendisini...
...ki, bir el onu bileğinden yakaladı ve havaya kaldırdı. Morphy'nin gözleri siyah güneş gözlüğüyle karşı karşıya kaldı.
"Nereye gidiyorsun böyle, Morpheus?" dedi Smith, sırıtarak. "Daha şöyle oturup bir konuşamadık seninle?"

-O sırada, karargahta...-

Weo sağa sola uçuyor, SWATlardan kapmış olduğu silahlarla mermi yağdırıyordu. Karargah toz bulutuyla kaplanmış, delik deşik olmuş, harabeye dönmüştü. Weo ile ajan hala kapışıyorlardı. Kapışma yüksek aksiyonluydu. Ama ajan birden (kulaklığından haber almış olacak) hızlı bir hamleyle kapıya ulaştı ve çıktı.
"Gelsene lan buraya!" diye bağırdı Weo "Ne kaçıyosun!". Kavga sırasında aradan çıkarttığı SWATların cesetleri arasından hızla geçti. Dışarı çıktığında ajandan eser kalmamıştı. Şimdi dönüp Morphy'i bulması gerekiyordu, nereye gittilerse..

Yolun karşısındaki telefon çalmaya başladı. Weo karşıya geçti ve ihtiyatla yaklaştı telefona, ahizeyi kaldırdı.
Tanıdık bir sesti bu "İyi günler, ben otel için aramıştım da.."
"La yine mi sen!" diye bağırdı Weo "Git işine yok otel ya ne oteli!" Kapattı öfkeyle. Döndü, karargaha doğru bir adım atmıştı...
...ki, telefon tekrar çaldı. Gizemli bir şekilde durdu Weo. Geri döndü ve açtı telefonu.
O garip his ve kendini bir koltukta buldu. Burası başka bir yerdi, ama karargaha benziyordu. Ekip oradaydı. Ama iki kişi eksik gibiydi..
Weo "Morphy nerede?" dedi. Tank yanına geldi. Endişeli duruyordu. "Weo" dedi, "Bir sorunumuz var".

No comments: